17 Aralık’a dair bir türlü cevaplanmayan 10 soru

hakan

AHMET HAKAN/ HÜRRİYET

BİR: MİT, 17 Aralık’tan sekiz ay önce “Reza Zerrab ve yolsuzluk dolu ilişkiler” konusunda hükümeti uyardığı halde… Hükümet neden bu uyarıyı hiç dikkate almadı? MİT uyarısının dikkate alınmamasının nedeni nedir?

*
İKİ: Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, 17 Aralık’ın ardından memleketimizin mahkemelerine güvenecekler mi, güvenmeyecekler mi?

*
ÜÇ: Şu anda hükümete yakın herhangi bir isim aleni soygun yapmaya kalksa… Herhangi bir savcının ve polisin o şahsa yönelik yolsuzluk operasyonu yapması mümkün müdür, değil midir?

*
DÖRT: Eğer “Hükümet” ile “Cemaat” arayı açmasaydı… Biz bunca yolsuzluk, rüşvet ve usulsüzlük iddiasının kırıntısından bile haberdar olabilecek miydik?

*
BEŞ: Hükümetin “paralel devlet”i keşfetme tarihi nedir? 17 Aralık mıdır? Eğer böyleyse… 17 Aralık’tan önce izi tozu bile olmayan “paralel devlet”, 17 Aralık’ta birdenbire mi ortaya çıkmıştır?

*
ALTI: Başbakan, 17 Aralık’tan önce Cemaat’ten söz ederken “Ne istediler de vermedik” demişti… Ne istemişlerdi de verilmişti?

*
YEDİ: 17 Aralık’tan bu yana kaç savcı talimatı, adli kolluk tarafından uygulanmadı? Kaç operasyon tamamlanmadı?

*
SEKİZ: “Ananas” şifresinde ne tür bir suç gizli? Eğer ortada bir suç varsa neden gereğinin yapılması için hükümetten herhangi biri suç duyurusunda falan bulunmuyor?

*
DOKUZ: Başbakan tarafından “hayırsever işadamı” olarak bilinen Reza ile ilgili olarak “suikast finansörü” iddiasını ortaya atan FBI’ya bir şey denecek mi, denmeyecek mi?

*
ON: 17 Aralık’tan bu yana kaç bürokratın yeri değişti? Eğer yerleri değiştirilen bu kişiler “çete üyesi” iseler… Gittikleri yerlerde de “çetecilik” yapmamalarının garantisi nedir?

Bir MHP’linin katledilmesi

ESENYURT’ta MHP’nin İstanbul büyükşehir belediye başkan adayı Rasim Acar’ın MHP bürosunu ziyareti sırasında bir saldırı oldu.
Saldırıda Cengiz Akyıldız adlı partili katledildi, 7 kişi de yaralandı.
Cinayeti nefretle kınıyorum.
Merhuma Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifa diliyorum.

*

Bu alçak saldırıyla ilgili söyleyeceklerim şunlardır:
- Saldırıya ve cinayete büyük, çok büyük tepki gösterilmelidir. Hem de en yüksek sesle… Geçiştirmeden.
- Tepkiyi sadece MHP’liler göstermemeli, tüm Türkiye tek ses olmalıdır. Alçaklıkların önü ancak böyle kesilebilir.
- Devlet katil ya da katilleri derhal bulmalı, olay faili meçhul kalmamalıdır.
- Bu cinayetin ve saldırının tehlikeli husumetlere neden olmasına izin verilmemeli, katil ya da katillerin arzu ettikleri ortamın doğmasının önüne geçilmelidir.
- Hem MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, hem de MHP İstanbul İl Başkanı Abdurrahman Başkan’ın yatıştırıcı tutumları takdir ve teşvik görmelidir.

Mektup oğullara değil, savcıya verilir Melih Bey

MELİH Gökçek seçime 15 gün kala kendisine suikast düzenleneceğini, iki oğluna beş mektup bıraktığını, bu mektuplarda suikast düzenleyeceklerin şifresinin yer aldığını söylemiş.

*

Melih Bey’e sesleniyorum:
Bu tür durumlarda oğullara mektup bırakılmaz, savcıya suç duyurusunda bulunulur.
Varsa elinde bilgi, belge, kanıt falan… Gider savcılığa suç duyurusunda bulunursun.
Elinde bilgi, belge, kanıt falan olmadan böyle diyorsan…
Yaptığına “çocuksu bir dikkat çekme arzusu” dışında hiçbir şey denmez.

Konuş CHP konuş

- TAMAM… Başbakan’ın kendi çevresine yönelik yolsuzluk soruşturmasını önemsizleştirmeye çalışırken Sarıgül’ün 11 yıllık dosyasını açması tuhaf.
- Tamam… Başbakan’ın hiçbir dokunulmazlık zırhına sahip olmayan Sarıgül’le ilgili şunca zamandır herhangi bir yolsuzluk iddiasını dile getirmemesi garip.
- Tamam, Başbakan’ın ayakkabı kutularını, müstafi bakanları, içerideki bakan oğullarını falan görmeyip “Sarıgül ve yolsuzluk” diye bağırması acayip.
Bunların hepsine tamam…
Ama tüm bunlar, CHP’yi aklayıp paklamıyor.

*

CHP yetkilileri, kamuoyunun karşısına çıkıp açık ve şeffaf şekilde şu soruların cevaplarını vermelidir:
- Yolsuzluk iddiaları yüzünden partiden attığınız Sarıgül’ü neden aday yaptınız?
- O iddialarla ilgili olarak partinizin kurumsal bakışında ne tür bir değişim oldu?
- Eğer bir değişim olmadıysa… “Yolsuzluk yaptı” dediğiniz bir kişiyi nasıl aday yapabildiniz.
- Eğer bir değişim olduysa… Neden kamu önüne çıkıp açık ve şeffaf bir şekilde değişimin nedenlerini ortaya koymuyorsunuz?
- Sarıgül o yolsuzluk iddialarından aklandıysa… “Biz o zaman hata yaptık” demeniz gerekmez mi?
- Sarıgül o yolsuzluk iddialarından aklanmadıysa… Bu ne perhizdir, bu ne turşudur?
- Yolsuzluk dosyaları önünde poz veren Kılıçdaroğlu, o dosyalardan biri olan “Sarıgül dosyası” ile ilgili bugün ne düşünüyor?

40-50 yıl sonra Gezi’yi kim hatırlar

DIŞİŞLERİ Bakanı Ahmet Davutoğlu, gelecekten haber vermiş bizlere.
Demiş ki:
“40-50 yıl sonra Gezi’yi kimse hatırlamayacak.”

*

İktidar sözcüleri, sözü o kadar çok
döndürüp dolaştırıp Gezi’ye getiriyorlar ki…
İnsan ister istemez…
“40–50 yıl sonra Gezi’yi hiç kimse hatırlamasa bile iktidar sözcüleri kesin hatırlayacak” demek durumunda kalıyor.

Bize öcü masalı anlatmayın Bülent Bey

TANSU Çiller’in meşhur bir öcü masalı vardı.
Derdi ki:
- Ben gidersem irtica gelir.
- Ben gidersem Refah gelir.
- Ben gidersem Erbakan gelir.

*

Bülent Arınç da “günümüzün Tansu Çiller’i” edasıyla…
Kendi öcü masalını anlatmış.
Demiş ki:
“Her şeyin garantisi biziz. Biz varsak cemaatler var, biz yoksak cemaatler yok. Biz gidersek ekonomi çöker, maaş ödeyemezler, çiftçiye destek veremezler, yüksek hızlı trenden vazgeçerler.”

*

Hiç hazzetmem öcü masallarından…
Tansu Çiller’in öcü masalını sevmemiştim.
Bülent Arınç’ın öcü masalını da sevmedim. 

İlgili Haberler

Top