Konjonktür-el Müslümanlar

müslüman

 

Bukalemun misali insanlar vardır, toplumsal yaşantımızın içinde bunlara sıkça rastlarız.

Bilim adamları bu hayvanları şöyle tanımlamış: “Belli etmek istedikleri duygulara göre renk değiştirebilen, şekil alabilen omurgalı sürüngen.”

İslam fıkhında bu tarz insanlara da ikiyüzlü münafık denir. Tabii münafıklık da iki kısımdır:1-İtikadî münafık 2-Amelî münafık. Menfaatleri doğrultusunda onları devamlı değişken bir şekilde bulursun. Adeta tanıyamazsın! Yıllar yılı arkadaşlık, dostluk yapmışsındır, akrabanda olabilir. Azıcık zülfüyârına dokunsan kedi gibi tırnaklarını çıkarıverirler.

Dünya genelinde Müslüman coğrafyaları içinde oluk gibi akan kan onları hiç mi hiç ilgilendirmez. Onlar, rüzgâr nereden eserse o tarafa yatan ağaç dalları misali, siyasi ve politik ortamın atmosferi doğrultusunda yön ve rotaya tabidirler. Fakat onları her seferinde büyük dava adamı edasında görürsün.

Türkiye’de, son zamanların en büyük fikir erozyonu ve Müslüman kaybı yaşanmakta, menfaatler ön planda tutulmaktadır.

İnancımız, imanımız olan İslam; en büyük günahı, şirk saymıştır.        

“Allah kendisine şirk koşulmasını asla affetmez.” Ayet-i kerimesi bizlere çok büyük ders vermektedir.

Şirk: Allah`tan başka ilâh tanımak ve O’na ortak koşmaktır. Gizlisi ve açığı vardır amma en tehlikelisi gizli olanıdır. Çünkü insan şeytanın tuzağına düşmeye meyillidir. İçten içe kendini üstün görebilir ve söylemlerinde farkına varmadan ilahlık (hâşâ!)  iddiasında bulunabilir. Riya, ikiyüzlülük, nefsin kendini ilâhlaştırdığı en büyük kavramlardır.

Bu bağlamda istemediğimiz halde küfrün ve şeytanın tuzaklarına düşebiliyoruz. Hayallerimiz hep dünyalık. Bize verileni, ahiret hesabına kullanılması gereken duygularımızı verene karşı kullanmak ne kötü.

İnsan, değer yargıları olan bir varlıktır. Değerler üzerinden yaşamak, imanımızın şiarıdır. İman ve İslam iki değer yargımızdır. Boş vakitlerimizde yaşanan değil dolu vakitlerimiz olmalıdırlar. Ve bu iki kavram ayrılmaz ikilidir.

İşte, konjonktür-el Müslüman kavramı burada karşımıza çıkar. Yani; değişken kişiliğe sahip insanlar bu iki kavramı birlikte yaşayamaz. Kimyaları izin vermez çünkü imanın amel noktasında kendilerinde bulunduğunu görürsün, fakat nizam, intizam ve adalet noktasında İslam’ın hiçbir hükmünü onayladıklarını duyamazsın. Ve İslamiyet, alenen taraf olmaktır. Açık taraf olanlar, İslam tarihinde ta en başından işkencelere, abluka ve tecrit edilmelere maruz kalmışlardır. Bukalemun gibi her duruma göre şekil alanlarsa, küfrün münafık sistemine itaat ederken görürsün ama göremeyeceğin tek yer İslam’ın o pak ve münevver şeriatıdır.

 

Top